RAMAZAN VE ORUÇ-2

seyfettin karamızrak köşe yazarı

“Ramazan bereket ayıdır. Allah-ü Teâlâ bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul
eder. Bu ayın hakkını gözetin! “[Taberani]
Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutunuz! Bu ayda yapılan harcama,
Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.” [İbni Ebiddünya]
“Oruç sabrın, sabır da imanın yarısıdır” hadis-i şerifi oruç tutanın, “sabırlı olması”
gerektiğini bildirmektedir. “Temizlik imanın yarısı, oruç da sabrın yarısıdır.” [Müslim]
Oruçla, tamahkârlığımız, açgözlülüğümüz kırılır, nefsimiz uysallaşır, isyankârlıklar
yatışır. Kıskançlıklarımız törpülenir, ötelemeden, sınırsız ve koşulsuz sevmeyi başarırız.
Böylece dil, gıybet, kötü ve çirkin konuşmak, yalan söylemek, dedikodu gibi afetlerden
kurtulur.
Sinir sistemimizin vücuttaki yeri çok mühimdir. Siniri bozuk kimse, huzursuz olur,
sabredemez. Toplumdaki kavgaların, cinayetlerin çoğu sinirli olmaktan, sabredememekten
ileri gelmektedir. Sinirlerine hâkim olan kimse huzurlu olur.
Açlık, günah işleme arzusunu kırar, kötülük etmeye mani olur. Hadis-i şerifte, “Oruç
tutan sağlıklı olur” buyuruldu. Kendisine dünya ve hazineleri sunulduğunda Peygamber
efendimiz, “Hayır, istemem. Bir gün aç, bir gün tok olmak isterim” buyurmuştur.
Oruç tutan suç ve günah işlemez. Her şeyin bir zekâtı vardır. Vücudun zekâtıysa
açlıktır. Oruç tutarak aç kalanın arzuları kırıldığı için sabretmesi kolay olur. Aç duranın
basireti açılır. Anlayış kabiliyeti artar. Hadis-i şeriflerde, “Aç duranın idraki artar, zekâsı
açılır.” “Tefekkür, ibadetin yarısı, az yemekse tamamıdır.”) buyuruldu. “Oruç tutun ki
sağlığa kavuşun” hadis-i şerifi gösteriyor ki, vücut oruç, açlık ve az yemekle hastalıklardan
kurtulup sağlığa kavuşur.
Çok yiyen çok uyur, çok uyuyanın da ömrü boşa geçmiş olur, dimağı yorgun düşer.
Ömrü uyku ile geçtiği için dünya ve ahiret kazancını da elden kaçırır. Açlık, kalpte incelik
husule getirir. Merhametli düşünür, naif hareket eder. Şefkatli ve duygulu bir mizaca sahip
olur. Bu hal de insanı; kibar, hoşgörülü ve duyarlı yapar. Hadis-i şerifte, “Az yiyenin içi nurla
dolar ve Allah-ü Teâlâ, az yiyip içen ve bedeni hafif olan mümini sever” buyuruldu.
Çok yemek, gafleti doğurur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki, “İnsan kalbi tarladaki ekin,
yemek ise yağmur gibidir. Fazla su ekini kuruttuğu gibi, fazla gıda da kalbi öldürür.”) Her
zaman tok olan şefkatsiz ve merhametsiz olur. Tok, açın hâlini bilmez. Hadis-i şerifte, “Çok
yiyip içmekle kalbinizi öldürmeyin!” buyuruldu.
“Ramazan ayı gelince, “Ey hayır ehli, hayra koş! Şer ehli, sen de kötülüklerden el çek”
denir.” “Bilhassa oruçlu iken çirkin, kötü söz söylemeyin! Biri size sataşırsa, ona “Ben
oruçluyum” deyin!” [Buhari]
Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer. Bu
ayı fırsat bilmelidir. Allah-ü Teâlâ’nın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bir kimse bu ayda
kendini toparlarsa, bütün yılı iyi olarak geçer. Bu ayı kötülükle geçirirse, bütün senesi kötü
geçer.
Ramazan ayında, hayırların ve bereketlerin hepsi toplanmıştır. Sadece yeme, içmeyi
terk ederek; “yalandan, gıybetten, kalp kırmaktan, dedikodudan, komşuyu rencide
etmekten, kötülük yapmaktan” vb. uzaklaşılmayarak tutulan bir orucun, faydasız bir amel
olduğu bilinmelidir. Çünkü halis gönülle, samimiyetle, huşu ile tutulan oruç o kişiyi bütün
kötülüklerden korur.
“Bu ayın günlerinin bereketi başka olduğu gibi, gecelerinin hayırları da başkadır.
Kur’an-ı kerim, ramazan ayında inmiştir. Ramazan-ı şerif ayının Kur’an-ı kerim ile bağlılığı
olduğu için, bu ay da; bütün hayırları, güzellikleri, bereketleri, huzuru ve mutlu olmayı
kendinde toplamıştır.

Bütün bir yıl içinde herhangi bir yoldan herhangi bir kimseye gelen bütün hayırlar ve
bereketler, bu çok kıymetli ayın bereketleri denizinden bir damla gibidir. İbadetleri, âdet
olarak, herkes yaptığı için değil, Allah-ü Teâlâ’nın emri, rızası ve sevgisi olduğu için ve
şartlarını gözeterek yapmalıdır
Yemek yedirmeyi nimet, fırsat ve kazanç bilmelidir! Yemek yedirmek, iftar vermek
çok sevabadır. Dost ve arkadaşlara yemek yedirmek, sadaka vermekten daha eftaldir.
Peygamber efendimiz, “Bir kimse, bu ayda bir oruçluya iftar verirse günahları af
olur. O oruçlunun sevabı kadar ona sevap verilir” buyurdu. Ashaptan bazıları, bir oruçluya
iftar verecek kadar zengin olmadıklarını söylediler. Onlara cevaben, “Bir hurmayla iftar
verene de, yalnız suyla oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevap verilir”
buyurdu.
“O beni yemeğe çağırmıyor. Onu niye çağırayım” dememelidir! Yemeğe çağırırken
de, yemeğe giderken de yalnız Allah rızasını düşünmelidir! Allah-ü Teâlâ, yemek yediren
cömertle meleklerine övünür.” [İmam-ı Gazali]
Fakirlerin davetine gitmeyip de, zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı
olanları ziyaret etmek de tevazu alametidir. Kimseyi küçük ve hakir görmemeli, mütevazı,
alçakgönüllü, hoşgörülü, güler yüzlü ve iyiliksever olmaya çalışmalıdır.
Her anlamda oruç tutmak da budur. Oruç bütün bedeni ve ruhi güzellikleri bir araya
toplamalıdır. Ruhumuzun, benliğimizin, tüm duygu ve düşüncelerimizin huzura
kavuşabildiği, yaşamanın anlamını yüreğimize sindirdiğimiz ahlak tarzı budur.
“Allah-ü Teâlâ’nın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline
bile gelmeyen nimet dolu sofrasına, ancak oruçlular oturur.” Günlerin uzun olmasından ve
oruç tutmanın güç olmasından şikâyet etmemelidir. Zorluklar içinde yapılan ibadetin sevabı
daha çoktur. Maniler karşısında, ibadeti yapmak güçlüğü, sıkıntısı, o ibadetlerin, şanını,
şerefini ve kıymetini yükseltir.
Ey insan!.. Bu dünya bir han ve rüyadan ibarettir. Bir gün bu rüya bitecek, gerçekler
acıtacaktır. Çabuk uyanmak ve dönüşü olmayan yolculuğa azık toplama zamanıdır.
Birçok sevdiklerimiz bu ramazanda aramızda yoklar. Seneye de başkaları, “belki de
bizler” olmayacağız. Bu günleri bir fırsat, bir ganimet olarak değerlendirme zamanıdır. Öyle
yaşayalım ki arkamızdan ağlayanımız, götüreceğimiz ecrimiz çok olsun.
Rabbim, şanına yakışacak, beğendiği, insan olmamıza değer katan güzellikleri,
iyilikleri yaşamayı cümlemize nasip etsin. Âmin…
Sevgiyle kalın…

Facebook Yorum

Haberi Paylaş